Suç Kavramının Tanımı ve Suçun Unsurları
Suçun tanımı, Türk Ceza Hukuku doktrininde hukuk düzeninin ceza tehdidi ile yasakladığı bir fiil olarak yapılmakta olup doktrininde baskın olan görüşe göre suç; tipiklik, hukuka aykırılık ve kusurluluk unsurlarından oluşmaktadır. Suçun unsurlarından anlaşılacağı üzere; suç, tipe uygun, hukuka aykırı ve kusurlu insan davranışı olarak tanımlanabilmektedir.
1-Tipiklik unsurunda; suçun maddi unsurları yani fiil, fail, mağdur, suçun konusu, netice ve nedensellik bağı ile suçun manevi unsurları yani kast ve taksir incelenir.
2- Hukuka aykırılık unsurunda; hukuka uygunluk nedenleri incelenir. Bir fiil eğer suçun kanuni tanımına uygun yani tipik ise bu tipikliğin, fiilin hukuka aykırı olduğunu işaret eden bir karinenin varlığı kabul edilir. Ancak fiili meşru kılacak bir hukuka uygunluk nedeni bulunuyor ise bu fiil artık suç olmaktan çıkar ve suçun hukuka aykırılık unsuru doğmamış olur.
3- Kusurluluk unsurunda; failin kusuru incelenir. Kusurun varlığından bahsedebilmek için failin norma aykırı bir davranış gerçekleştirmesi, bu davranışın norma aykırı olduğunun fail tarafından bilinmesi ya da en azından bilinebilecek durumda olunması ve bununla birlikte bu davranıştan kaçınabilecek durumda iken norma aykırı olan bu davranışın fail tarafından tercih edilmesi gerekir.

Hukuka Aykırılık Kavramının Tanımı
Hukuka aykırılık kavramı, bir davranışın hukuk düzeni ile çatışması anlamına gelmektedir. Bir fiilin hukuka aykırı olması, o fiile hukuk düzeni tarafından cevaz verilmemesi, fiilin mübah sayılmaması anlamına gelir.1
Hukuka aykırılık, fiilin hukuk düzeninde bulunan bir norm ile çatışması anlamına gelmektedir. Doğası gereği hukuka aykırılık, derecelendirilebilir bir kavram değildir. Bir davranış ya hukuka aykırıdır ya da hukuka uygundur.
Hukuka aykırılık kavramı incelenirken dikkat edilmesi gereken en temel prensip, hukuk düzeninin birliği ilkesidir. Hukuk düzeninin birliği ilkesi, hukuk düzeninin kendisiyle çelişmemesi, bu sebeple bir disiplin için hukuka aykırı olan bir davranışın hukuk düzeninin tamamı için hukuka aykırı olması anlamına gelmektedir.
Bir davranış ceza hukuku normlarına göre hukuka aykırı ise özel hukuk normlarına göre de hukuka aykırıdır. Bu anlamda bir hukuk dalında hukuka aykırı bir davranış, tüm hukuk dallarına göre hukuka aykırıdır. Dolayısıyla hukuka uygunluk sebebi, ilgili fiili yalnızca ceza hukuku bakımından hukuka aykırılıktan kurtarmayacak, tüm hukuk düzeni için artık o fiili hukuka aykırı olmayan hale getirecektir.

Hukuka Uygunluk Nedenleri:
Hukuka uygunluk nedenleri hukuka aykırı olan bir davranışın, hukuk düzeni tarafından verilen cevaz ile o davranışın artık hukuka aykırı olmaması sonucunu doğuran özel durumlardır. Hukuka uygunluk nedenleri fiili doğuşundan itibaren meşru hale getirmekte olup kanun koyucu, belirli durumlarda bireyin üstün bir hukuki değeri koruma, toplumsal yararı sağlama veya zorunluluk hâlinde hareket etme ihtiyacını gözeterek, fiilin cezalandırılmamasını amaçlamıştır.
Hukuka aykırı davranışlar kapsamına yalnızca suçlar girmemektedir. Genel kabule göre; hukuka aykırı davranışlar, ceza hukuku bakımından suçlar, idare hukuku bakımından kabahatler, özel hukuk bakımından haksız fiiller ve ayrıca sözleşmeye aykırılıklar olmak üzere ayrılmaktadır.
Kanunda yer alan tipe uygun ve hukuka aykırı bir davranış haksız bir davranış olarak adlandırılmaktadır. Haksızlık, hukuka aykırı bir fiilin varlığını ifade eden geniş bir kavram olup haksız fiillerin önemli bir kısmı ceza hukuku değil, borçlar hukuku veya idare hukuku alanında sonuç doğurmaktadır. Suç, haksızlık içeren bir fiilin kanunda açıkça suç olarak tanımlanmış, kusurla işlenmiş ve cezai yaptırıma bağlanmış hâlidir. Başka bir ifadeyle, her suç bir haksızlıktır; ancak her haksızlık suç değildir.
Cezalandırma yetkisine sahip hukuk düzeninin, kendisi tarafından meşru görülen bir davranışı cezalandırması mümkün değildir. Bu sebeple hukuka uygunluk nedenlerinin varlığında fail cezalandırılmadığı gibi hukuka uygunluk nedenlerinin varlığı halinde haksızlık da ortadan kalkmaktadır.2
5237 sayılı TCK’da hukuka uygunluk nedenleri ve kusuru etkileyen nedenler tek bir bölüm başlığı altında sayılmış ve kanun koyucu tarafından bir ayrıma gidilmemiştir. Ancak Ceza Muhakemesi Kanunu’nda ceza verilmesine yer olmadığı kararına hükmolunmasını gerektiren durumların öngörülmesi ile örtülü de olsa bir ayrım yapılmıştır.
Hukuka uygunluk nedenleri genel ve özel hukuka uygunluk nedenleri olarak ikiye ayrılabilir. İlk grup kanunda tanımlanan ve her türlü suç tipinde gündeme gelebilecek hukuka uygunluk nedenleri olmakla birlikte ikinci grup yalnızca belli bir suç veya bir suç grubu için geçerli olan nedenlerdir.3
1-Özel Hukuka Uygunluk Nedenleri:
Özel hukuka uygunluk nedenleri, yalnızca belirli suç tipleri bakımından geçerli olan ve kanunun ilgili düzenlemelerinde açıkça öngörülen hukuka uygunluk hâlleridir. Bu tür fiiller, genel nitelikte olmayıp yalnızca düzenlendikleri suç tipleri bakımından hukuka uygun kabul edilir. Bu kapsamda; tıbbi müdahaleler, spor faaliyetleri, bilimsel ve sanatsal çalışmalar ile basın ve ifade özgürlüğü çerçevesinde gerçekleştirilen yayınlar, özel hukuka uygunluk nedenlerine örnek olarak gösterilebilir.
2-Genel Hukuka Uygunluk Nedenleri:
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda genel hukuka uygunluk nedenleri, fiilin hukuka aykırılığını ortadan kaldıran hâller olarak düzenlenmiş olup TCK m.24, m.25 ve m.26 hükümlerinde yer almaktadır;
–Görevin İfası (TCK m.24)
Bu hukuka uygunluk nedeni, hukuk düzeninin kendisi ile çelişmemesi ilkesinin tipik bir görünümüdür. TCK m.24’ün lafzından da anlaşılacağı gibi Kanun hükmünün veya amirin emrinin yerine getirilmesi olarak ikiye ayrılmaktadır;
5237 sayılı TCK Madde 24– (1) Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez. (2) Yetkili bir merciden verilip, yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan bir emri uygulayan sorumlu olmaz.(3) Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur.
–Meşru Savunma (TCK m.25/1)
Meşru savunma, çok eski dönemlerden beri, çoğu hukuk düzeni tarafından bir hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilmiştir. 5237 sayılı TCK’nın 25.maddesinin 1.fıkrasında meşru savunma “Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yöneltilmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiilden dolayı faile ceza verilmez.” olarak öngörülmüştür.
-Zorunluluk Hali (TCK m.25/2)
Zorunluluk hâli, kişinin kendisini veya başkasını ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtarmak amacıyla, başka türlü davranma imkânı bulunmadığı durumda gerçekleştirdiği fiillerin hukuka aykırı sayılmamasını ifade eder. Bu hallerin varlığı durumunda, fiil tipik olsa dahi hukuka uygun kabul edilerek cezai sorumluluk doğmamaktadır.
–Hakkın İfası (TCK m.26/1)
Hukuk düzeni pozitif sağlanan hakların kullanılması sırasındaki davranışların hukuk düzeni tarafından hukuka uygun olarak tanınacağının garantisini bu hukuka uygunluk nedeni ile vermiştir. 5237 sayılı TCK’nın 26.maddesinin 1.fıkrasında bu hukuka uygunluk nedeni “Hakkını kullanan kimseye ceza verilmez.” şeklinde öngörülmüştür.
–İlgilinin Rızası (TCK m.26/2)
Türk Ceza Kanunu birçok suçta suçun gerçekleşmiş olması için tipik hareketin mağdurun rızasının dışında gerçekleşmiş olmasını şart koşmuştur. Örneğin konut dokunulmazlığının ihlali suçunda kişinin konutuna rızası olmadan giren failin hareketini suçun tipine dahil etmiştir.
TCK m.116 – (1) “Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişi, mağdurun şikayeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
Ancak ilgilinin rızası hukuka uygunluk nedeni rızanın suç tipinde yer almadığı durumlarda da eğer şartları gerçekleşiyorsa fiili hukuka uygun kılar. 5237 sayılı TCK’nın 26.maddesinin 2.fıkrasında bu hukuka uygunluk nedeni “Kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez.” şeklinde düzenlenmiştir.
Sonuç Olarak:
Bir davranış, ilk bakışta haksızlık izlenimi verse dahi, eğer hukuka uygunluk nedenlerinden biri kapsamında gerçekleşmişse ne ceza hukuku bakımından suç teşkil eder ne de özel hukuk anlamında haksız fiil olarak nitelendirilebilir. Zira hukuka uygunluk nedenleri, fiilin hukuka aykırılık unsurunu tamamen ortadan kaldırarak, hem cezai sorumluluğun hem de tazminat sorumluluğunun doğmasını engeller. Dolayısıyla hukuka uygunluk nedenlerinin varlığı hâlinde, fiil her ne kadar dış görünüş itibarıyla zarar verici olsa da, hukuk düzeni tarafından meşru kabul edilerek yaptırıma bağlanmaz.
Muhammed Çağrı TAŞKIN
Kaynakça/Dipnot:
- Dilek Güler, Meşru Savunma (Yüksek Lisans Tezi, Çankaya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2017, s.4. ↩︎
- Sulhi Dönmezer, Genel Ceza Hukuku Dersleri, İstanbul, Bahçeşehir Ünv. Yay. İstanbul, 2003, s.149. ↩︎
- Toroslu, Ceza Hukuku Genel Kısım, s. 170. ↩︎
Soyer Avukatlık Bürosu olarak hukuki ilişkilerin yönetimi konularında müvekkillerimize kapsamlı ve profesyonel destek sunmaktayız. Hak kayıplarını önlemek ve hukuki süreçleri güvence altına almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
“UYARI Web sitemizdeki tüm yazı, makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Mustafa Çağrı Soyer’e aittir. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.
Kişiler kendisi hakkında kısa bilgi vererek sitemizde yayımlanmak üzere yazılarını info@soyerhukuk.com adresine gönderebilirler.

[…] meşru savunma, hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası gibi kurumlar yer almakta olup “Hukuka Uygunluk Nedenleri” adlı yazımızda bunları kısaca ele almaya çalıştık. Bu yazı kapsamında ise sınırları […]