0 530 929 85 85
·
info@soyerhukuk.com
·
Pzt- Cuma 08:30-18:00

Maddi Hasarlı Trafik Kazaları:

Günümüzde şehirleşmenin hızla artması, motorlu taşıt sayısındaki yoğun artış ve trafik akışının her geçen gün daha karmaşık hâle gelmesi sebebiyle, trafik kazaları günlük yaşamın olağan bir parçası hâline gelmiştir. Özellikle büyükşehirlerde nüfus yoğunluğu ve trafik sirkülasyonunun artması; maddi hasarlı kazaların sıklıkla meydana gelmesine neden olmaktadır.

Trafik kazaları sonrasında ortaya çıkan maddi zararlar bakımından, hukukumuz zarar gören kişilere önemli haklar tanımaktadır. Uygulamada en sık karşılaşılan zarar kalemleri; araçta meydana gelen değer kaybı, onarım bedeli, araçtan mahrum kalma (kullanım kaybı) ve ticari kazanç kaybıdır. Bu zarar kalemlerinin her biri hukuki nitelikleri bakımından farklı değerlendirilmekte olup muhatap sorumlular da buna göre farklılık göstermektedir. Yazının devamında, her bir zarar türü bakımından hangi şartlarda kimlere ve hangi hukuki dayanaklarla başvurulabileceği ele alınacaktır.

https://unsplash.com/@usmanbim94

Trafik Kazası Sonucu Meydana Gelen Araç Değer Kaybı ve Onarım Bedeli:

Trafik Kazası Sonucu Meydana Gelen Araç Değer Kaybı ve Onarım Bedeli, bir trafik kazası sonrası araçta oluşan maddi zararların iki temel kalemini ifade eder.

Onarım bedeli, kazanın doğrudan sonucu olarak hasar gören aracın, kaza öncesi teknik ve estetik durumuna getirilmesi için yapılan tamir masraflarını kapsar; parça değişimi, işçilik, boya ve gerekli diğer giderler bu kapsamda değerlendirilir.

Araç değer kaybı ise, araç kusursuz şekilde onarılsa dahi, kaza geçmişi nedeniyle ikinci el piyasasındaki rayiç değerinin düşmesinden kaynaklanan zarardır. Piyasada “hasar kaydı” bulunan bir aracın, aynı model ve özelliklerdeki hasarsız bir araca kıyasla daha düşük bedelle alıcı bulacağından bu zararın da kusurlu taraftan tazmini öngörülmüştür.1

Bu iki zarar kaleminin ortak noktası kazaya kusuruyla sebep olan taraftan talep edilebilmeleri olup bu zarar kalemlerinin kusurlu olan taraftan tazmin edilmesi, zarar görenin malvarlığının kaza öncesi durumuna mümkün olduğunca yaklaştırılmasını sağlamaktadır. Bu zarar kalemleri, kusur oranı nispetinde karşı tarafın zorunlu mali sorumluluk sigortasının (ZMSS) sorumluluğu kapsamında değerlendirilmektedir.

Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasının Kapsamı:

Zorunlu mali mesuliyet sigortası (ZMMS), trafiğe çıkan ve sigortası yaptırılmış olan her motorlu araç bakımından geçerli olup, bu sigortayı yaptıran tüm araçlar kanun gereği bu kapsamda güvence altındadır. Zorunlu mali mesuliyet sigortası, motorlu araç işletenlerinin, araçların işletilmesi sırasında üçüncü kişilere verebilecekleri bedensel ve maddi zararları güvence altına alan ve yaptırılması kanunen zorunlu olan bir sigorta türüdür.

ZMMS; karşı tarafın araç onarım bedelini, araç değer kaybını, tedavi giderlerini, sürekli veya geçici iş göremezlik zararlarını ile destekten yoksun kalma tazminatını, poliçede ve mevzuatta belirlenen teminat limitleri dâhilinde karşılamaktadır. Böylece hem zarar gören üçüncü kişilerin mağduriyetinin giderilmesi hem de araç işleteninin yüksek tazminat yükleriyle karşı karşıya kalmasının önüne geçilmesi hedeflenir.

Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında, araçta meydana gelen değer kaybı ve onarım giderleri poliçe teminat limitleri dâhilinde olmak üzere sigorta şirketinin sorumluluğu kapsamında değerlendirildiğinden bu zarar kalemleri bakımından sigorta şirketine yöneltilen talepler hukuken dayanaklı olup gerekli şartların oluşması hâlinde sigorta şirketinin tazminat ödeme yükümlülüğü doğmaktadır.

Zarar gören, gerekli evraklarla birlikte kusurlu aracın sigorta şirketine kaza sebebiyle meydana gelen değer kaybına ilişkin tazminat talebinde bulunabilecektir. Sigorta şirketinin talebi reddetmesi, eksik ödeme yapması veya yasal süresi içerisinde herhangi bir cevap vermemesi hâlinde, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu uyarınca Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuru yapılması mümkündür.

Ticari Kazanç Kaybı ile Araç Mahrumiyet Bedeli:

Ticari Kazanç Kaybı ile Araç Mahrumiyet Bedeli, trafik kazası sonrası ortaya çıkan, yalnızca araç değer kaybı ile onarım bedelinin karşılanmasının mağduriyeti gidermeye yetmediği durumlarda gündeme gelmektedir. Meydana gelen kazalar yalnızca araçların maddi zararlarıyla sınırlı kalmamakta, araçların belirli sürelerle kullanılamaması nedeniyle araç sahipleri açısından ekonomik kayıplara yol açmaktadır.

https://unsplash.com/@alonly

Hukuken, haksız fiil sonucu oluşan zararın yalnızca fiziki onarım ve değer kaybı ile sınırlı olmadığı; aracın kullanımından mahrum kalınması sebebiyle katlanılan makul ve zorunlu giderlerin ile elde edilemeyen kazancın da tazmin edilmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Kaza nedeniyle araç serviste kaldığı süre boyunca kullanılamadığından bu süreçte araç sahibinin aracın kullanılamaması dolayısıyla zararlarının meydana gelebileceğinin kabulü gerekmektedir. Özellikle aracı ticari faaliyette kullanılan kişiler bakımından (taksi, servis aracı, minibüs vb.) bu durum doğrudan kazanç kaybına yol açmaktadır. Ticari olmayan araçlar yönünden ise, araçtan yoksun kalınan süre boyunca ikame araç kiralama zorunluluğu doğabilir. İşte bu noktada, araç sahibinin aracını kullanamaması nedeniyle uğradığı zarar araç mahrumiyet bedeli olarak adlandırılır.

“…….. dava konusu hasara uğrayan … plakalı… Marka Kamyona ait ekspertiz raporu ve hasarlı araç fotoğraflarının incelenmesinden, Tramer kayıtlarından daha evvel kazaya karışmamış olduğu da nazara alınarak aracın kazadan evvelki değerinin 275.000,00-TL olduğu, kazadan sonra onarılmış haldeki değerinin 265.000,00-TL olduğu araçtaki değer kaybının 10.000,00-TL olacağı, aracın tamirinin 30 günde tamamlanabileceği, aynı marka ve model bir aracın aylık kira bedelinin 15.000,00-TL olduğu, dolayısıyla davacının talep edebileceği toplam bedelin 25.000,00-TL olduğu,”

(İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/193 K. 2020/261, T. 8.7.2020 Sayılı Kararı)

Önemle belirtmek gerekir ki; ticari kazanç kaybı ve araç mahrumiyet bedeli, mevcut mevzuat ve yerleşik uygulama çerçevesinde zorunlu mali mesuliyet sigortasının teminat kapsamı dışında kalan zarar kalemlerindendir. Zorunlu trafik sigortası, poliçe limiti dahilinde yalnızca maddi zararları teminat altına almakta; kazanç kaybı veya kullanım mahrumiyeti gibi dolaylı zararları kapsamamaktadır. Bu zararlar, sigorta şirketinden değil; kazaya kusuruyla sebep olan araç sürücüsü veya işleteninden, genel hükümlere göre talep edilmektedir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca, hukuka aykırı ve kusurlu bir fiille başkasına zarar veren kişi, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Karayolları Trafik Kanunu’nun 85 ve 88. maddelerinde, motorlu aracın işletilmesinden doğan zararlardan işleten2 ve sürücü müteselsilen sorumlu olduğu düzenlenmiştir.3 Bu nedenle, aracın onarım süresince kullanılamaması sebebiyle uğranılan kazanç kaybı yönünden kusurlu araç sürücüsü ve araç işletenine birlikte veya ayrı ayrı başvurulması gerekmektedir.4

Karşı tarafın kusuruyla meydana gelen kazalarda, aracını kullanamayan ancak bu süre zarfında fiilen araç kiralamayan bireysel kullanıcılar bakımından, araçtan yoksun kalınan süreye ilişkin zararın tazmin edilip edilemeyeceği hususu, vatandaş nezdinde ciddi bir soru işareti oluşturmaktadır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre, araç serviste kaldığı dönemde ikame araç kiralanmamış olsa dahi, aracın rayiç kiralama bedeli esas alınarak zarar gören lehine araçtan yoksun kalma (kullanım mahrumiyeti) tazminatına hükmedilmesi mümkündür.

24.01.2023 tarihinde resmi gazete yayımlanarak bağlayıcı hale gelen kanun yarına bozma Yargıtay 2021/26777 E. 2022/11236 K. 29.09.2022 kararında yerel mahkemece ‘’fatura’’ sunulmadığından bahisle, davacının araç mahrum kalma tazminat talebinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, bu tazminatların öncelikle onarım süresi tespit edilerek, uzman bilirkişiler tarafından belirlenebileceği, TBK 49. Maddesinin (haksız fiil) bu tazminat taleplerine dayanak oluğu, her halükarda tazminat kapsamını belirleme yetkisinin devam eden yasa maddeleri uyarınca hakimde olduğu ifade edilmiştir.

“Bu durumda mahkemece, davaya konu kaza sebebiyle araçtaki hasarın giderilmesi için gereken onarım süresi içinde emsal nitelikteki bir aracın (davacı tarafından kaza olmasaydı dahi yapılması gereken yakıt vs. gibi zorunlu giderler indirildikten sonra) araç mahrumiyeti bedelinin tespiti hususunda da rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.”

(Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E. 2014/15596 K. 2017/156 T. 17.1.2017)

Çeşitli Yargıtay kararlarında, aracın kullanılmaması nedeniyle yakıt, amortisman ve benzeri zorunlu giderlerin hesaplamadan düşülmesini öngörmekte; böylece tazminatın hakkaniyete ve fiilî duruma uygun şekilde tespit edilmesini amaçlanmaktadır.

“..Ancak kazanç kaybı belirlenirken, davacının aracını çalıştırmaması nedeniyle zorunlu giderleri olan yakıt ve amortisman vs. masrafları yapmadığı dikkate alınarak bu miktarın mahsubu ile net kazanç kaybının tespit edilmesi gerekir. Mahkemece yapılacak iş; bilirkişiden bu hususta ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetli görülmemiştir.”

(Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2006/5225 E. ve 2006/8352 K.)

Sonuç Olarak:

Sigorta teminatlarının sınırları, Yargıtay içtihatları ve somut olayın özellikleri dikkate alınmadan yapılan talepler hak kaybına yol açabilecek olup trafik kazası sonrasında ortaya çıkan değer kaybı, onarım bedeli, araç mahrumiyet bedeli ve kazanç kaybı gibi zarar kalemlerinin kapsamları ve muhatap sorumluları bakımından hukuki değerlendirme yapılması gerekebilmektedir. Bu nedenle, zararların doğru kalemler üzerinden ve usulüne uygun şekilde talep edilebilmesi adına, söz konusu süreçlerde hukuki destek alınması gündeme gelebilecektir.

Av. Emir BOZKURT

Soyer Avukatlık Bürosu olarak hukuki ilişkilerin yönetimi konularında müvekkillerimize kapsamlı ve profesyonel destek sunmaktayız. Hak kayıplarını önlemek ve hukuki süreçleri güvence altına almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Kaynakça/Dipnot:

  1. Yargıtay 17.Hukuk Dairesi’nin 2017/1302 E. 2018/1450 K. Sayılı Kararı: “…davacının aracının hasar gördüğü, kazaya karışan… plakalı aracın ZMMS poliçesiyle sigortalı olduğu, dava konusu kazada hüküm vermeye elverişli görülen teknik bilirkişi raporuna göre … plakalı araç sürücüsünün 8/8 oranında kusurlu olduğu, kazada hasar gören davacıya ait … plaka sayılı aracın değer kaybının 1.250,00 TL olduğu, davacının kazanç kaybının 1.500,00 TL olduğu, Yargıtay İçtihatları uyarınca değer kaybının da poliçe kapsamında olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı … vekilince temyiz edilmiştir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı … vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA….. ” ↩︎
  2. 6048 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu Madde III-Tanımlar: Madde 3-“… işleten Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır….’ ↩︎
  3. 6048 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu Madde 88-Zarar Verenlerin Birden Fazla Olması: “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” ↩︎
  4. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/3559 E., 2019/1109 K. sayılı ve 07.02.2019 Tarihli Kararı: “Davacıların uğradığı zarar tek bir olaydan kaynaklanmakta olup, 2918 Sayılı KTK. BK.’nun 50. maddesi uyarınca haksız fiile karışanların her biri zarardan müteselsilen sorumludurlar. Davacılar, zararlarını müştereken ve müteselsilen talep edebilecekleri gibi yasanın verdiği müteselsilen talep hakkından açıkça vazgeçerek her bir failin kusuru oranında da talepte bulunabilirler. Davacılar vekili dava dilekçesinde, maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Bu durumda mahkemece, davalıların kusuru oranında bir ayrıma gidilmeksizin tespit edilen zararın tümünün davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.” ↩︎

UYARI sitemizdeki makalelerin tanıtım amacı dışında kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Makale Yazarlığı İçin kişiler kendisi hakkında kısa bilgi vererek sitemizde yayımlanmak istediklerini makalelerini info@soyerhukuk.com adresine gönderebilirler.

Benzer İçerikler

Yorum Yapın